Gazeteci Yazar Yusuf Gül Köşe Yazısı: Korku Duvarı ve Seçici Nezaket
Gazeteci Yazar Yusuf Gül Köşe Yazısı: Korku Duvarı ve Seçici Nezaket
Bugün dünya genelinde birçok lider ve ülke, Washington’ın savurduğu tehditler karşısında adeta bir psikolojik esaret yaşıyor. Çoğu zaman dost maskesi altında müttefiklerin egemenlik haklarına el uzatılıyor, liderler taltif adı altında aslında hizaya çekiliyor. Amerika’nın küresel kaynak kaybını telafi etmek adına başvurduğu bu "çökme" ve sindirme taktiği, aslında sanıldığı kadar sarsılmaz bir güç gösterisi değil.
Aksine, bu agresif üslubun tamamen kurgusal bir "taktik" olduğunu gösteren en net laboratuvar Doğu Asya'dır. Aynı gücün, kuralları net olan, caydırıcılığından taviz vermeyen ve gerektiğinde bedel ödetmekten çekinmeyecek Çin gibi aktörlerin karşısında nasıl bir anda uysallaştığını, diplomasi sınırlarına nasıl çekildiğini tüm dünya hayranlıkla izliyor. Bu durum, sergilenen absürt ve kuralsız tavrın aslında yapısal bir strateji değil, sadece zayıf ve bağımlı gördüğü muhataplara karşı kullanılan bir maske olduğunu açıkça kanıtlıyor.
HÜRMÜZ’DE KIRILAN KÜRESEL İNAT
Yaptırım silahıyla dolaşan, devletlerin iç işlerine müdahale etmeyi hak gören ve ekonomik abluka ile halkları cezalandıran bu pervasızlık, son olarak Körfez hattında sert bir kayaya çarptı. Verilen ültimatomlara, çekilen restlere karşı Hürmüz Boğazı'nın bir satranç hamlesi gibi masaya sürülmesi, hegemonik aklın tüm hesaplarını altüst etmiş durumda.
Kendi iç sınırlarında uzun yılların getirdiği ekonomik ve toplumsal yorgunluklara rağmen, düşmanının karakterini iyi analiz etmiş bir stratejik akıl, bugün küresel efendilerin oyununu kendi sahasında bozuyor. Hürmüz'ün ardından muhtemel bir Bab'ül Mendep hamlesinin küresel ekonomide yaratacağı sarsıntı, kuralsızlığı kural edinenlerin kaldırabileceği bir maliyet değildir. Bu durum, tehdit diliyle seçim yatırımı yapmaya çalışan, koltuğunu koruma derdindeki liderlerin siyasi geleceğini de çıkmaza sokuyor. Washington vuruyor, yıkıyor, ambargo uyguluyor ancak bir türlü istediği mutlak teslimiyet sonucuna ulaşamıyor. Çünkü karşılarında dersine iyi çalışmış, kendi kozlarını ve zaaflarını çok iyi bilen bir direnç hattı var.
DÜNYANIN DENGESİ VE HAYSİYET MÜCADELESİ
Aslında yaşanan bu gerilim, sadece iki gücün bölgesel nüfuz mücadelesi değildir. Bu, dünyayı kendi çiftliği gibi yönetmek isteyen sömürgeci refleks ile kendi topraklarında onuruyla yaşamak isteyenlerin mücadelesidir. Batı dünyasının içinden bile, köle ruhlu teslimiyetçiliği reddedip İspanya gibi omurgalı ve adil duruş sergileyen aktörlerin sesini yükseltmesi, insanlığın henüz tamamen teslim olmadığının en büyük nişanesidir.
Dünyanın dengesini ve huzurunu bozan bu hoyrat güç, ancak kendi anladığı dilden bir mukabeleyle karşılaştığında gerilemek zorunda kalacaktır. Küresel zorbalığa karşı açılan bu direnç alanı, aslında sömürü düzeninin dişlileri arasında ezilen tüm mazlum coğrafyalara yeni bir çıkış yolu, yeni bir ufuk gösteriyor. Eğer bu onurlu duruş küresel ölçekte destek bulur ve çoğalırsa, insanlık çok yakın bir gelekte derin ve rahat bir nefes alacak; her ulus kendi ülkesinde haysiyetiyle yaşamanın formülünü yeniden kuşanacaktır.
YUSUF GÜL
Gazeteci Yazar - Gezgin Medya İmtiyaz Sahibi
Avrasya'nın Sesi Tarafsız Haber Sitesi Hatay İl Temsilcisi
Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!
İlgili Haberler
Yusuf Gül Köşe Yazısı: Mezhep Üzerinden Siyaset Yapılmaz: Aleviler Kimsenin Siyasi Hesap Defteri Değildir
30 Ağustos 2026
Zekeriya Altuntaş Yazdı: Malazgirt'ten Dumlupınar'a İman Şuuru
30 Ağustos 2026
Eğitimci Yazar Hayri Bostan Yazısı: KORKU, ÇARESİZLİK VE ŞAŞKINLIKLA GEÇEN GÜNLER
26 Ağustos 2026
Tarihçi Yazar Süleyman Pekin Yazdı: Sensizliğin Sınırları
24 Ağustos 2026
Ahmet Bilgehan Arıkan ile Satır Arası "İki Yemin Bir Rüzgar"
22 Ağustos 2026
