Gazeteci Yazar Yusuf Gül Köşe Yazısı: Yıkıntıların Altında Büyüyen Umut: Hatay'ı Yeniden Yaşatmak "
Gazeteci Yazar Yusuf Gül Köşe Yazısı: Yıkıntıların Altında Büyüyen Umut: Hatay'ı Yeniden Yaşatmak "
Bu
Tarih boyunca defalarca yıkılıp her defasında küllerinden daha güçlü doğmuş bir kadim medeniyetin adıdır Hatay. Ezan, çan ve hazan seslerinin birbirine karıştığı, sokaklarında binlerce yıllık bir arada yaşama kültürünün fısıldadığı bu topraklar, bugün belki de tarihinin en ağır sınavlarından birini vermeye devam ediyor. Depremin üzerinden geçen zamana rağmen Hatay’da gündem hâlâ aynı hayati soru etrafında şekilleniyor: Bir şehri sadece betonla mı, yoksa ruhuyla mı yeniden inşa ederiz?
Bugün Hatay’ın sokaklarında dolaşırken karşınıza çıkan manzara, bir yanıyla hummalı bir şantiye hareketliliği, diğer yanıyla ise derin bir hafıza mücadelesi. Kalıcı konut teslimatlarının hız kazanması, altyapı çalışmalarının gece gündüz sürmesi elbette Hataylılar için birer nefes borusu. Ancak sahadaki gerçeklik, barınma ihtiyacının ötesinde çok daha karmaşık bir yapıyı önümüze koyuyor.
Şehrin bugün karşı karşıya olduğu en somut gündem maddelerinin başında çevre ve halk sağlığı geliyor. Yıkım ve enkaz kaldırma süreçlerinde kontrolsüz toz oluşumu, içme suyu şebekelerinde yaşanan aksaklıklar ve mevsimsel hava şartları, konteyner kentlerde yaşamını sürdüren binlerce vatandaşı doğrudan etkiliyor. Altyapının sadece geçici çözümlerle değil, geleceğin iklim ve nüfus şartlarına dayanıklı modern bir mimariyle sıfırdan kurulması, bölgenin birinci önceliği olmak zorunda.
Ancak Hatay’ı diğer şehirlerden ayıran asıl unsur, taşından çok tarihsel ve kültürel dokusudur. Kurtuluş Caddesi’nden Uzun Çarşı’ya, Habib-i Neccar Camii’nden tarihi konaklara kadar Antakya’nın sembol yapıları sadece birer mimari eser değil; bu coğrafyanın kimliğidir. Son dönemde Tarihi Kent Merkezi Koruma Amaçlı İmar Planı etrafında yürütülen tartışmalar, yerel halkanın ve sivil toplumun sesinin ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gösterdi. Hataylılar haklı olarak soruyor: "Eski mahallemize döndüğümüzde komşularımızı, esnafımızı, çocukluğumuzun geçtiği o sokak ruhunu bulabilecek miyiz?"
Ekonomik çarkların dönmesi de bu dönüşümün en önemli ayağını oluşturuyor. Hatay sadece binalardan ibaret değil; zeytinlikleriyle, narenciye bahçeleriyle, gastronomisiyle ve küçük esnafıyla yaşayan bir organizma. Yerel üreticinin desteklenmesi, küçülen ticaret hacminin teşviklerle canlandırılması ve Hatay gastronomi kültürünün tarladan sofraya kadar koruma altına alınması, göç eden yetişmiş insan gücünün ve gençlerin mecburi geri dönüşünü sağlayacak yegâne anahtardır.
Atatürk’ün "Hatay benim şahsi meselemdir" diyerek emanet ettiği bu kadim topraklar, bugün sadece Hataylıların değil, tüm ülkenin ortak vicdan meselesidir. Şehrin geleceği planlanırken atılacak her adımda şeffaflık, bilimsel yaklaşım, ekolojik denge ve en önemlisi şehir hafızasının korunması esas alınmalıdır.
Hatay, geçmişte sekiz kez yıkılıp dokuzuncu kez ayağa kalkmayı başardı. Onuncu kez ayağa kalkarken de ihtiyacımız olan şey sadece hazır beton ve çelik değil; bu topraklara sadakatle bağlı olan insanların umudunu, kültürünü ve geleceğe olan inancını diri tutmaktır. Çünkü Hatay yaşadıkça, bu coğrafyanın bir arada yaşama iradesi de yaşamaya devam edecektir.
Avrasya'nın Sesi Tarafsız Haber Sitesi
Hatay İl Temsilcisi
Gezgin Medya İmtiyaz Sahibi
Gazeteci Şair Yazar Yusuf Gül
Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!
İlgili Haberler
Tarihçi Yazar Süleyman Pekin Yazdı: Sensizliğin Sınırları
7 saat önce
Ahmet Bilgehan Arıkan ile Satır Arası "İki Yemin Bir Rüzgar"
2 gün önce
Eğitimci Yazar Hayri Bostan Yazısı: Nihayet Ulaşıyoruz
3 gün önce
Eğitimci Yazar Hayri Bostan Yazısı: Orada Canlarımız
17 Ağustos 2026
Eğitimci Yazar Hayri Bostan Köşe Yazısı: Hayat Devam Ediyor
16 Ağustos 2026
