Ahmet Bilgehan Arıkan ile Satır Arası "Konforun Bencil Yüzü"
Ahmet Bilgehan Arıkan ile Satır Arası "Konforun Bencil Yüzü"
Ender derin bir nefes alıp etrafına baktı. Sağındaki adam elindeki buruşuk gazeteyi okumak için dirseğiyle Ender’i iteliyor, solundaki kadın ise kucağındaki ağlayan çocuğunu susturmaya çalışıyordu. Motorun o derinden gelen uğultusu, tekerleklerin raylardaki çığlığı ve içerideki insan kalabalığının uğultusu arasında o ses kaydını telefondan dışarıya vererek dinlemesi imkansızdı. Üstelik bu, toplu taşımadaki diğer insanlara da büyük bir saygısızlık olurdu.
Geriye tek bir çare kalıyordu: Kulaklık. Ancak kulaklığı, sırt çantasının en dibindeki karmakarışık gözlerden birindeydi.
Ender, bir eliyle direği bırakıp düşmemek için bacaklarından güç aldı. Çantayı fermuarından açmak, bu insan seli içinde adeta bir cerrahi operasyon yönetmek demekti. Yanındaki yolculara çarpa çarpa elini çantaya daldırdı, parmak uçlarıyla o plastik kabloyu hissetti ve yukarı doğru çekti. Tabii ki kablo, anahtarlığa ve bir hırkanın düğmesine dolanmıştı. Tek eliyle düğümleri çözmeye çalışırken metrobüs ani bir fren yaptı. Ender, öndeki adamın sırtına yapışmaktan son anda kurtuldu. Yüzü kızardı, terledi ama pes etmedi. Sonunda kulaklığı kulağına takıp, ekrandaki o lanet olası "Oynat" tuşuna bastı.
⏳ 163 Saniyelik Boşluk
Büyük bir beklenti ve eforla dinlemeye başladığı ses kaydının ilk 15 saniyesi sadece derin nefes alıp verme, arkadan gelen bir televizyon sesi ve bir paketin açılma gürültüsünden ibaretti. Ardından Caner’in o akılalmaz derecede rahat, uykulu ve yayvan ses tonu duyuldu:
"Kanka selam ya... (Derin bir esneme sesi)... Ya ben şimdi koltuğa uzandım da, şey diyecektim. Bizim hani geçen gün kahve içerken konuştuğumuz bir konu vardı ya? Dur bakayım, neydi o... Neyse, kafam durdu şimdi. Hah! O dizinin adı neydi kanka? Hani böyle şapkalı bir tane adam vardı, hırsızlık yapıyordu, Paris’te falan geçiyordu. Hatırladın mı? Neyse işte, akşam canım sıkıldı da, hanım da annesigile gitti, ona başlayayım dedim. Ha bir de, yarın ne yapıyorsun? Müsaitsen bir şeyler mi yapsak? Neyse, sen bir ara dön bana, çok öptüm."
Ses kaydı bittiğinde Ender donakalmıştı. Caner, muhtemelen evinde klimanın altında, ayaklarını sehpaya uzatmış, elinde cips paketiyle bu mesajı kaydetmişti. "Yazmaya üşendim kanka ya, ses atıvereyim" konforunun arkasına sığınmıştı. Caner, 10 saniyede yazabileceği "Yarın ne yapıyorsun, bir de o dizinin adı neydi?" sorusu için, Ender’in metrobüsün ortasında ter dökmesine, cambazlık yapmasına ve iki buçuk dakika boyunca onun "Iııı", "Şey" demelerini dinlemesine sebep olmuştu. Kendi konforu, arkadaşının vaktinden ve huzurundan çok daha değerliydi.
⚡ Dijital Tokat
Ender’in içindeki o sabırlı insan o an metrobüsün gürültüsünde kayboldu. Yerini, modern dünyanın bencilce alışkanlıklarına isyan eden birine bıraktı. Klavyeyi açtı ve artık bu tarz durumlarda ezberlediği, adeta bir manifesto haline gelen o mesajı parmaklarını ekrana vururcasına yazmaya başladı:
"Sizin için kolay oluyor, üşeniyorsunuz yazmaya ama karşı tarafı da düşünün. Belki kalabalık bir yerde, belki sesle ilgili sıkıntılar var. Sadece kendi konfor alanınızı, rahatınızı düşünmeyin. Empati yapın. Dizinin adı: 'Lupin'. Yarın da işim var, gelemem."
Mesajı gönderdikten sonra kulaklıkları sertçe kulağından çıkardı, kabloyu hiç özenmeden top haline getirip çantasının içine fırlattı. Caner’in evindeki rahat koltuğunda bu mesajı okurken ekrana bakıp "Ne agresif adam ya, altı üstü bir ses attık" diyeceğini çok iyi biliyorum. Ama Ender haklılığından emindi. Telefonu cebine koydu ve dikiz aynasından kendine bakan yorgun gözleriyle, pencereden dışarıyı izlemeye geri döndü. En azından, bir dahaki sefere o yeşil mikrofon butonuna basarken Caner’in parmağının biraz titreyeceğini umuyordu.
🌸 Zira o hırslı ve bencil dünyanın tüm dijital kalabalığına rağmen; insan kalmayı seçenlerin sînesinde o hasbi uyanış başladığında... Sonrası Bahar.
Etiketler
Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!
İlgili Haberler
Eğitimci Yazar Hayri Bostan Köşe Yazısı: "Araba Bahane, Gezmek Şahane: Sıla-i Rahim"
1 gün önce
Sanat Yönetmeni, Yazar Ömer Murat Şen Köşe Yazısı: Türk İslam Ülküsünde Birlik Esastır
3 gün önce
Beyza Aygün Köşe Yazısı: "Geçmişten Kareler"
5 gün önce
Eğitimci Yazar Hayri Bostan Köşe Yazısı: İstanbul'u Düşünmek, Yaşamak Düşlerde Şimdi
5 gün önce
Ahmet Bilgehan Arıkan ile Satır Arası "Yankı ve Sessizlik"
6 gün önce
