Tarihçi Yazar Ekrem Şama Köşe Yazısı: Çek Ettikçe Şek Ediyoruz
Tarihçi Yazar Ekrem Şama Köşe Yazısı: Çek Ettikçe Şek Ediyoruz
Ömer Murat Şen
“Çek etmek” alınan bilgi ve haberleri gözden geçirmek, doğrulamak demektir.
“Şek etmek” ise, bir şeyin arkasında gizli bir niyet ya da yanlışlık olabileceğinden kuşkulanmak, şüpheye kapılmak anlamı taşır.
Bir de “fek etmek” var ki, silmek, kaldırmak anlamına gelir.
Son zamanlarda şöyle haberler çoğalmaya başladı:
“Bu gece yapılan operasyonla medya dünyasından falanca ünlü ile eş zamanlı olarak şu kadar kişi gözaltına alındı”
Herkeste bir merak oluşuyor. Ertesi günde haberler; gerek resmi açıklamalar, gerek medya, gerek fısıltı, gerekse internete daha evvel düşmüş olan bilgilerle peş peşe sıralanıyor:
“Bunlar kara para aklama çetesi imiş. Yapılan tespitlere göre banka hesaplarında kaynağı belli olmayan şu kadar milyon ya da milyar lira para hareketi tespit edilmiş”
“Başta filancı ünlü ve iş tuttuğu çetesi, fuhuş olayları işe birlikte uyuşturucu seansları düzenlemenin yanında, araba kaçakçılığı dahil tehdit, şantaj ya da gasp yolu ile büyük servetler elde etmiş”
Başka bilgiler de geliyor. Bütün bu bilgileri bir araya toplayıp çek ettiğimizde görüyoruz ki, bunların elebaşıları iktidara yandaş yayınlar yapmakla ün kazanmışlar. Yaptıkları bu sahte, düzmece, iftira dolu, abartılmış yayınlarla miktarı kendi açıklamalarına göre 200 bini bulan ve “aktrol” olarak ünlenen fesat çetelerinin akıl hocalıklarını yapmışlar. Bunların uyduruk yayınlarını esas alan aktroller, nice eli kalem tutan, ağzı laf yapabilen insanlara iftira atmışlar, tehdit etmişler, susturmuşlar veya itibar suikastı yapmışlar. Bu aktrollere ödenen ve nereden ödendiği, kimin ödediği, ne kadar ödendiği asla belli olmayan ücretleri düşünüyoruz. Bunların; adına “kara para” denilen bir havuzdan karşılandığı anlaşılıyor. 200 bin sıradan aktrole ödenen miktarı düşünün ve bunların akıl hocalarına ödenenlerin sıradan olanlara ödenenlerden misli misli fazla olabileceğini akledin. Elebaşı olarak tanıtılan bu gözaltı edilenlerin toparladıkları kara paraların en büyük kaynağının ve sermayesinin bu olabileceği akla geliyor.
Sonra düşünüyorsunuz ki, aktrollerin en büyük faaliyeti seçimler sırasında oluyor. Aradan geçmiş şu kadar sene. Neden bu operasyonlar yeni yapılıyor?
Öte yandan birikmiş bilgilerimiz var. Gerek vergi daireleri, gerek MASAK dediğimiz “Mali Suçları Araştırma Birimi” çok titiz görev yapmaktadır. Adeta akşama birisi vergi kaçırsa, ya da bankaya kaynağı belirsiz bir para yatırsa sabahleyin karşılarında bu yetkilileri bulur. Bir esnaf veya sanayici ya da sıradan bir mükellef vergi hesaplamalarında bir hata yapsa ertesi günü kapısına yetkililer dayanarak yaptığına bin pişman ederler.
Yukarıda bahsettiğimiz operasyona muhatap olanların söz konusu olan kara paraları bir gecede elde ettikleri gibi bir kabul akla aykırıdır. Yıllarca bu işi işlemişler, biriktire biriktire bu günkü milyarlara ulaşmışlar. Üstelik bankalar kullanılmış, kredi kartları kullanılmış, kaçakçılık yapanlar ise gümrüklerden belki de yüzlerce kere her şeyi geçirebilmişler de bu birikintileri ortaya çıkmış olmalı.
Çek edilen bu bilgilerden sonra sıra şek etmeye geliyor.
Şek etmeye başlıyoruz ama aklımıza çok kötü şeyler geliyor. Acaba bu güne kadar yukarılardan birileri aslan payı karşılığı bunları himaye mi etmişti? Acaba her bir kara işlemde pay karşılığı işlerini kolaylaştıran birileri mi vardı? Diyeceksiniz ki, eee, neticede yakalanmışlar işte, neden kötü şeyler düşünürsünüz? Ama bildiğimize göre haris insanoğlu kazandıkça hünerin kendinden olduğunu zannetmeye başlar. Hüner kendisinden olduğuna göre yukarıya neden aslan payı versin? Onu da cebellezi etmeye başladığında, yukarıdakiler de himayeye sınır koymaya başlar. Sen misin bunu yapan “alun da gaçan mı” diyerek operasyona yeşil ışık yakmış olamazlar mı? Karun adlı zenginin neden yere battığını da düşünürsek şeklerimiz daha da katlanıyor.
Şek dedik ya. Neler gelmiyor akla? MASAK ya da vergi elamanları harekete geçiyorlar ama asıl yukarıdaki birikintilere değil de aşağıdaki haris çömezlere operasyon çekmek zorunda kalıyorlar. Öyle yönlendiriliyorlar. Yukarısı mal topluyor, aşağısı nal topluyor. Operasyonda ele geçen de bu nallar oluyor. Mallara ise ulaşmak yine mümkün olmuyor.
Şek bu, sınır tanımaz ki!
Sonra birden aklınız başınıza geliveriyor. Ey şek içinde kalan aklımız, yukarıdakiler dediklerimiz bu kadar kötülüğü yapacak tiynette olabilir mi? Bazısı yemin ederek, bazısı kılı kırk yaran mülakatlarla o makamlara gelebiliyor. Onlar hakkında bu kadar ağır “şek” etmeye utanmaz mısın?
Sonra akıl başa böylece gelince, şekleri fek ediyor, bütün kabahatları operasyon çekilenlere yükleyiveriyorsunuz.
Aklımıza nasihat çekiyoruz:
Ey akıl!
Bu kadar şekçi olma!
Daima iyimser ol!
Yukarıdakilerin kötülüklere karşı senin kadar hassas olduğunu asla unutma!
Aksi halde hayatın şekler içinde zindana döner.
Şeklerini fek et, dünyada rahat et.
KARUN VE KASASI
Allah bize anlatmıyor boşuna,
Kur’an’daki “Ahsenel-Kasas”ı,
Oku da bak neler geldi başına,
Nasıl yere battı Karun ve kasası?
Ekrem Şama
Etiketler
Bu haberi yazan
Ömer Murat Şen
Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!
İlgili Haberler
Şair Yazar Mustafa Söğüt Köşe Yazısı: "Kalpleri Kırmak Değil, Kalpleri İhya Etmek Gerekir"
14 saat önce
Araştırmacı Yazar Halide Halid Köşe Yazısı: "İki Gülücük Arasında Kaybolan Sözler"
14 saat önce
Gazeteci Yazar Yusuf Gül Köşe Yazısı: Kadim Tapınakların Sessiz Dili
1 gün önce
Şair Yazar Beyza Aygün Köşe Yazısı: "Zamanın Bizden Götürdükleri"
3 gün önce
Eğitimci Yazar Hayri Bostan Köşe Yazısı: "Yalnızlık Güzeldir"
3 gün önce
