Cihan Butak Köşe Yazısı: "Zaloğlu Rüstem Gibi Adamlara Selam Olsun"
Cihan Butak Köşe Yazısı: "Zaloğlu Rüstem Gibi Adamlara Selam Olsun"
Zaloğlu Rüstem ile beni derinden etkileyen Firdevsi hakkında, gelin üstüme vazife olmayan birkaç düşünceyi sesli konuşalım.
Hayranı olduğum Fars edebiyatının en büyük isimlerinden biri olan, bizim edebiyat çevrelerinde daha çok Firdevsi mahlasıyla bilinen Mansur Hasan… Şehname’nin yazarı. Düşünsenize; bir insan ömründen tam otuz yılı tek bir esere verir. Şehname’nin yazımı 10. yüzyılın sonlarında başlayıp yaklaşık 1010 yılında tamamlanıyor. Yaklaşık altmış bin beyitten oluşan bu dev eser, yalnızca Fars edebiyatının değil, dünya edebiyatının en büyük destanlarından biri kabul ediliyor.
Bana kalırsa Türk Divan Edebiyatı’nı da derinden etkilemiştir. Hâlâ halk arasında kullanılan “Zaloğlu Rüstem gibi adam” deyimi bunun en büyük kanıtıdır. Aksini iddia eden varsa biraz ötede konuşsun.
Zaloğlu Rüstem, Şehname’nin en büyük kahramanıdır. Babası Zal olduğu için “Zaloğlu” diye anılır. Gücüyle, cesaretiyle, savaşçılığıyla destanın merkezinde duran bir karakterdir. Ama benim anlatmak istediğim aslında ne Firdevsi ne de Şehname… Dedim ya, ben edebiyat eleştirmeni değilim. Gerçi olsam birçok yorumu da yerinden ederim.
Benim değinmek istediğim şey, Zaloğlu Rüstem’in günümüzdeki ironik karşılığı.
Şöyle düşünün…
Bir zamanlar kahramanlar vardı. Gerçekten vardı. Bir ülkeyi kurtarmak için sosyal medya hesabı açmaz, destan yazdırırlardı. Kas yapıp aynanın karşısında poz vermez, devlerle savaşarlardı. İşte Firdevsi’nin Rüstem’i tam da böyle bir çağın adamıdır.
Bugün ise biri iki kitap okuyunca filozof, üç paylaşım yapınca düşünür, trafikte korna çalınca savaşçı sanıyor kendini. Oysa Rüstem dediğin adam ejderhayla dövüşüp akşam eve dönen karakterdir. Şimdiki insanlar ise internet çekmeyince hayatla mücadele ettiğini düşünüyor.
Firdevsi’nin anlattığı Rüstem yalnızca güçlü bir savaşçı değildir. O, biraz da insanlığın kaybettiği ağırlığın temsilidir. Çünkü eski kahramanlar bağırmazdı; yaptıklarıyla konuşurdu. Şimdi ise herkes kendi destanının reklam ajansı olmuş durumda.
Üstelik Rüstem’in en trajik tarafı düşmanları değil, kaderidir. Koskoca kahraman günün sonunda öz oğluyla savaşır. İnsan düşünmeden edemiyor:
Demek ki insan bazen en büyük yarayı yabancıdan değil, kendinden alıyor.
Yüzyıllar geçmiş ama değişen pek bir şey olmamış.
Firdevsi burada yalnızca savaşı anlatmaz. Gücün yalnızlığını da anlatır. Çünkü güçlü insanların kaderi benzerdir; herkes sırtını onlara yaslar ama kimse onların yükünü taşımaz.
Bugünün dünyasında ise tam tersi geçerli:
Kimsenin yük taşıdığı yok ama herkes omzunda görünmez bir kahramanlık madalyasıyla dolaşıyor.
Bir başka ilginç taraf da şu:
Rüstem’in atı Rahş bile bugün birçok insandan daha sadık, daha karakterli yazılmıştır. Şimdi bazı dostluklara bakıyorsunuz; telefonun şarjı yüzde bire düşünce insanlar birbirini yarı yolda bırakıyor.
Şehname’nin büyüklüğü de burada ortaya çıkıyor zaten. Firdevsi kahramanını yenilmez biri gibi çizmez. Onu acı çeken, hata yapan, kader karşısında ezilen bir insan olarak anlatır. Çünkü gerçek kahramanlık biraz da yara taşımaktır.
Bugün hâlâ “Zaloğlu Rüstem gibi adam” sözü kullanılıyor ama dikkat edin; artık bunu daha çok fiziksel güç için söylüyorlar. Oysa mesele kol kuvveti değil, omurgadır. Çünkü çağımızın en büyük eksikliği kas değil, karakterdir.
Belki de bu yüzden Firdevsi’nin destanı hâlâ yaşıyor. İnsanlık teknolojiyle büyüdü ama ruh olarak biraz küçüldü. Ve bazen eski destanlara dönüp bakınca kaybettiğimiz şeyi daha net görüyoruz.
Velhasıl…
Zaloğlu Rüstem derken aslında “adam” olandan bahsedenlere selam olsun.
Etiketler
Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!
İlgili Haberler
Eğitimci Yazar Hayri Bostan Köşe Yazısı: "Şu Dünyanın Haline Bak"
21 saat önce
Gazeteci Yazar Yusuf Gül Yazdı: İstanbul'un Fethi Destanı Şiiri
21 saat önce
Eğitimci, Şair Yazar, Yaşam Koçu Canan Çakar Yazdı: "Kul Hakkından Arınmak: Bu Bayramı "Helalleşme" Miladı Yapmak
3 gün önce
Şair Yazar Elif Doğan Yazdı: "Gözümün Nuru Armi"
3 gün önce
Gazeteci Yazar Yusuf Gül Yazdı: "Binaların Hakimi, Gönüllerin Enkazı: Güç Siyasetinin Demokratik Kırılması"
3 gün önce

