Haber Ara

GDPR Uyumluluğu

Web sitemizde en iyi deneyimi yaşamanızı sağlamak için çerezler kullanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz, Gizlilik Politikası, ve KVKK.

Cihan Butak Yazdı: Kapanmamış Bir Yara!

Bir ülkenin en büyük başarılarından biri nedir diye sorsanız, çoğu kişi size büyük projelerden, köprülerden, barajlardan bahseder. Oysa biz bu işi biraz farklı yapmayı seviyoruz. Biz bazen en iyi yaptığımız şeyi ortadan kaldırıyoruz.

Köy Enstitüleri tam da böyle bir “başarı” hikâyesidir.


Düşünün: Köyde doğmuş bir çocuk, hem kitap okuyor hem toprağı işliyor, hem düşünmeyi öğreniyor hem üretmeyi. Üstelik bunu yaparken devletten sadece bina değil, akıl da alıyor. Bugün “nitelikli eğitim” diye paneller düzenlediğimiz her şey, o yıllarda sessiz sedasız uygulanıyordu. Ama belli ki fazla ileri gidilmişti. Çünkü bu topraklarda bazı şeyler makuldür; ama fazla iyi olması şüphe uyandırır.


Köy Enstitüleri’nin en büyük hatası neydi biliyor musunuz? Fazla işe yaraması.


Evet, yanlış duymadınız. Köyde öğretmen yetiştiriyorsunuz, insanlar okuma yazma öğreniyor, üretim artıyor, köylü kendi ayakları üzerinde durmaya başlıyor. Bu tabloya bakıp “bir sorun var” diyebilmek gerçekten ayrı bir yetenek ister. Ama biz o yeteneğe sahibiz.


Bir süre sonra rahatsızlıklar başladı. Çünkü düşünen insan biraz tehlikelidir. Hele ki sorgulayan köylü… O artık sadece ekin değil, soru da üretir. Ve sorular bazen cevaplardan daha çok rahatsız eder. İşte tam bu noktada devreye klasik refleks girer: “Bu iş fazla büyümeden kapatalım.”


Kapatıldı.


Sonra ne oldu? Yıllar geçti, biz hâlâ köyden kente göçü, eğitimde fırsat eşitsizliğini, üretim sorunlarını konuşmaya devam ettik. Yani bir nevi, kendi elimizle kapattığımız kapının önünde hâlâ bekliyoruz.


Bugün Köy Enstitüleri anlatılırken genelde iki ton kullanılır: Ya romantik bir özlem ya da eski bir tartışmanın yorgun tekrarları. Oysa mesele çok daha basit ve çok daha ironik:


Bir zamanlar işe yarayan bir şey yaptık.

Sonra onu kaldırdık.

Şimdi aynı şeyi yeniden nasıl yaparız diye düşünüyoruz.


Belki de sorun sistemde değil, reflekslerimizdedir.


Çünkü bu ülkede bazen çözüm üretmek zor değildir.

Zor olan, o çözümü yaşatabilmektir

Yorumlar (0)

  1. Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!

Yorum Yap

Yorum yapmak için lütfen giriş yapın veya üye olun.
Reklam