HATAY: ATATÜRK'ÜN "ŞAHSİ MESELEM" DEDİĞİ DAVANIN ZAFERLE TAÇLANDIĞI GÜN
HATAY: ATATÜRK'ÜN "ŞAHSİ MESELEM" DEDİĞİ DAVANIN ZAFERLE TAÇLANDIĞI GÜN
23 Temmuz 1939... Türk siyasi tarihinin en anlamlı dönüm noktalarından biri. Bugün, Hatay'ın anavatana resmen katılışının yıl dönümü. Bu tarih yalnızca bir ilin Türkiye Cumhuriyeti sınırlarına dâhil edildiği gün değildir; aynı zamanda sabrın, diplomasinin, milli iradenin ve devlet aklının zaferle taçlandığı gündür.
Birinci Dünya Savaşı'nın ardından imzalanan Mondros Mütarekesi ve onu takip eden gelişmeler sonucunda İskenderun Sancağı, diğer adıyla Hatay, Fransız mandası altındaki Suriye yönetimine bırakılmıştı. Oysa Hatay, tarih boyunca Türk kültürünün, Anadolu medeniyetinin ve milli kimliğin önemli merkezlerinden biri olmuş; bölgenin demografik yapısı da Türk varlığını açıkça ortaya koymuştu.
Cumhuriyet'in ilanından sonra Türkiye, Misak-ı Millî ruhundan hiçbir zaman vazgeçmedi. Ancak genç Cumhuriyet, meselelerini savaş meydanlarında değil, uluslararası hukuk ve diplomasi zemininde çözmeyi ilke edinmişti. İşte Hatay meselesi de bu anlayışın en başarılı örneklerinden biri oldu.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 1 Kasım 1936'da Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılış konuşmasında Hatay konusunu açıkça gündeme taşıdı. Ardından tarihe geçen şu ifadeyi kullandı:
"Hatay benim şahsi meselemdir."
Bu söz, herhangi bir siyasi söylem değildi. Bu ifade; bir devlet adamının milletine verdiği söz, tarihi sorumluluğunun ve milli kararlılığının ilanıydı.
1936 yılından itibaren Türkiye, konuyu Milletler Cemiyeti nezdinde kararlılıkla takip etti. Yapılan yoğun diplomatik görüşmeler sonucunda Hatay için özel bir statü oluşturuldu. 2 Eylül 1938'de Hatay Devleti kuruldu. Kendi meclisi, hükümeti ve bayrağıyla faaliyet gösteren bu devlet, Türk çoğunluğunun iradesini açık biçimde ortaya koydu.
Ancak hedef belliydi: Hatay'ın gerçek yeri Türkiye Cumhuriyeti idi.
Hatay Millet Meclisi, 29 Haziran 1939 tarihinde oy birliğiyle Türkiye Cumhuriyeti'ne katılma kararı aldı. Ardından Fransa ile Türkiye arasında yapılan anlaşmalar tamamlandı ve 23 Temmuz 1939 tarihinde Türk ordusu Hatay'a girdi. Böylece Hatay resmen Türkiye Cumhuriyeti'nin ayrılmaz bir parçası oldu.
Bu başarı, tek bir kurşun sıkılmadan kazanılmış en büyük diplomatik zaferlerden biri olarak dünya siyaset tarihindeki yerini aldı. Atatürk bu mutlu günü göremedi; çünkü 10 Kasım 1938'de ebediyete irtihal etmişti. Ancak Hatay'ın anavatana kavuşması, onun ileri görüşlülüğünün, devlet adamlığının ve sarsılmaz iradesinin en büyük eserlerinden biri olarak tarihe geçti.
Hatay, yalnızca stratejik bir sınır şehri değildir. Binlerce yıldır farklı medeniyetlere ev sahipliği yapan; Türklerin, Arapların, Ermenilerin, Süryanilerin ve farklı inanç topluluklarının barış içinde yaşadığı kadim bir kültür merkezidir. Asi Nehri'nin bereketi, Amanos Dağları'nın heybeti ve Akdeniz'in mavisiyle Hatay, Anadolu'nun medeniyet hafızasını taşıyan eşsiz şehirlerden biridir.
Bugün bizlere düşen görev, Hatay'ın anavatana katılışını yalnızca törenlerle kutlamak değil; bu tarihi başarının hangi fedakârlıklar, hangi diplomatik mücadeleler ve hangi milli kararlılıkla kazanıldığını gelecek nesillere aktarmaktır. Çünkü tarihini bilmeyen milletler, geleceğini sağlam temeller üzerine inşa edemez.
Hatay'ın anavatana katılışı; millet olmanın, ortak geçmişe sahip çıkmanın ve bağımsızlığın yalnızca silahla değil, akılcı diplomasiyle de korunabileceğinin en güçlü ispatıdır. Bu hadise, Türkiye Cumhuriyeti'nin uluslararası hukuk zemininde elde ettiği en parlak başarılarından biri olarak daima gururla hatırlanacaktır.
Bu vesileyle, "Hatay benim şahsi meselemdir." diyerek bu davayı milli bir hedef hâline getiren Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü; dönemin devlet adamlarını, diplomatlarını, askerlerini ve Hatay'ın anavatana kavuşmasında emeği bulunan tüm kahramanları rahmet, minnet ve saygıyla yâd ediyoruz.
23 Temmuz 1939, yalnızca Hatay'ın Türkiye'ye katıldığı tarih değildir. O gün, milli iradenin, diplomatik başarının ve vatan sevgisinin tarihe altın harflerle yazıldığı gündür. Hatay dün olduğu gibi bugün de Türkiye Cumhuriyeti'nin ayrılmaz bir parçasıdır ve sonsuza kadar ay yıldızlı al bayrağın gölgesinde yaşamaya devam edecektir.
Avrasya'nın Sesi Tarafsız Haber Sitesi
Hatay İl Temsilcisi Yusuf Gül.
Etiketler
Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!
İlgili Haberler
Kartepe Mesire Alanı Yazın da Doğaseverlerin Vazgeçilmez Adresi
5 gün önce
İzmit Öğretmenevi’nde Dostluk, Tecrübe ve Siyasi Gündem Bir Araya Geldi
19 Temmuz 2026
Muğla Büyükşehir Belediyesi’nden “Herkes İçin Engelsiz Plaj
18 Temmuz 2026
Gölcük Muhtarları Muhabbette Buluştu
17 Temmuz 2026
Kocaeli Yozgatlılar Derneği Başkanı Salih Ata'nın Torunu Dünyaya Geldi
16 Temmuz 2026
