Avrasyanın Sesi - Tarafsız Okuma
Reklam

KOCAELİLİ YAZARLAR ANLAMLI BULUŞMADA BİR ARAYA GELDİ: "BİZ OLURSAK FARKINDA OLURUZ"

KOCAELİLİ YAZARLAR ANLAMLI BULUŞMADA BİR ARAYA GELDİ: "BİZ OLURSAK FARKINDA OLURUZ"

Devasa Media Devasa Media
| | 5 dakika okuma | 144 görüntülenme
Serap Kulaksız
Serap Kulaksız
Paylaş:

2. Kocaeli Yazarları Sokakta Kitap Fuarı’nın ardından kentteki edebiyatçılar ve aydınlar anlamlı bir söyleşide buluştu. Milli İrade Meydanı’nda yer alan Sanat Cafe, yazar dostlarının katılımıyla gerçekleştirilen kapsayıcı eğitim ve sosyal farkındalık odaklı özel bir oturuma ev sahipliği yaptı.

Etkinlikte, özel gereksinimli çocukların eğitim yöntemlerinden toplumsal algının dönüştürülmesine kadar pek çok hayati konu derinlemesine ele alındı.

KOCAELİLİ YAZARLAR ANLAMLI BULUŞMADA BİR ARAYA GELDİ: "BİZ OLURSAK FARKINDA OLURUZ"

"Basara" Yöntemi ve Dilin Kökenine Yolculuk

Söyleşinin ilk bölümünde, Sümer çivi yazısından günümüze uzanan dil ve ses ilişkisi üzerinde duruldu. Sümercede yaygın olarak kullanılan ve "paylaştırmak, vermek, hediye etmek" anlamlarına gelen "ba" kelimesi ile "su" anlamına gelen "a" sesinin kökenleri aktarıldı.

İnsan ses yolunda en doğal ve zahmetsiz çıkan ses olan "a" sesinin; konuşma apraksisi, zayıf ağız kasları veya oral motor becerilerinde sınırlılık yaşayan çocukların eğitimindeki önemine dikkat çekildi. Dr. Nedim Kulaksız’ın 2005 yılından bu yana Türkiye'de uyguladığı, çocukların anlamını bilmeden okuma riskini en aza indiren ve "gel, al, bak" gibi işlevsel emir kipleriyle ortak dikkati hedefleyen Basara sistemi hakkında bilgi verildi. Bu yöntemin taklitlerine karşı yürütülen 21 yıllık mücadeleye değinildi.

KOCAELİLİ YAZARLAR ANLAMLI BULUŞMADA BİR ARAYA GELDİ: "BİZ OLURSAK FARKINDA OLURUZ"

"Yetersizlik Engel Değildir, Engeli Çevre Yaratır"

Toplantının en çarpıcı başlıklarından birini bireylerin karşılaştığı zihinsel, bedensel, ruhsal veya kronik sağlık problemleri oluşturdu. Organların işlevini tam olarak yerine getirememesi durumu "yetersizlik" olarak tanımlanırken, "engellilik" kavramının aslında toplumun ve çevrenin bireye göre tasarlanmamasından kaynaklandığı vurgulandı.

Söyleşide yazarlar, "Çevre bireye erişilebilir olmadığında engellilik bir engele dönüşür. Sürecin olumlu ya da olumsuz yönde ilerlemesindeki en büyük belirleyici, çevrenin bireyi algılayış biçimidir" düşüncesinde birleşti. Özel gereksinimli bir çocuğun dünyaya gelmesiyle ailelerin yaşadığı Şok, İnkar, Öfke, Pazarlık, Depresyon ve Kabullenme evreleri ile okul bulma süreçlerinde yaşanan zorluklar masaya yatırıldı.

Kapsayıcı Eğitim: Sistemin Çocuğa Uymasıdır

Geleneksel eğitim modellerinin ortalama, tipik bir çocuk profili belirlediğini ve bu profile uymayan çocukları sistemin dışına ittiğini belirten katılımcılar, Kapsayıcı Eğitim modelinin önemini şu sözlerle özetledi:

"Kapsayıcı eğitim; her çocuğun farklılıkları, yetenekleri, kökeni veya sosyoekonomik durumu ne olursa olsun ayrımcılığa uğramadan eşit eğitim almasıdır. Bu model, çocuğun sisteme uymasını değil, sistemin çocuğa uymasını şart koşar."

Normal gelişim gösteren çocuklar ile özel gereksinimli çocukların aynı sınıfta büyümesinin; paylaşmayı, empatiyi ve farklılıklara saygıyı geliştirdiği ifade edildi. Eğitimin, çocukların yapamadıklarına değil, yaptıkları üzerine odaklanması gerektiği aktarıldı.

Tersine Kaynaştırma ve Sosyal Beceri Kulüpleri

Akran zorbalığının önüne geçmek adına çocukların erken yaşta çeşitlilik konusunda duyarlı yetiştirilmesi gerektiği belirtildi. Sosyal farkındalığın sadece soyut bir duygu değil, somut bir eylem olduğu hatırlatılarak şu pratik uygulamalar paylaşıldı:

Tersine Kaynaştırma: Gelişimsel farklılığı olan çocukların dünyasını anlamak adına geliştirilen modeller (Konuşamadığı halde her şeyi anlayan çocukların dünyasına adil yaklaşım).

Sosyal Beceri Kulüpleri Eşleştirme Sistemi: Gönüllü öğrencilerin; teneffüs, yemekhane ve okul bahçesinde özel gereksinimli arkadaşlarına eşlik etmesi ve oyunlar oynaması projesi.

Deneyim Atölyeleri: Empatiyi artırmak amacıyla, disleksili bir öğrenciyi anlamak için harflerin yerleri değiştirilmiş metinleri okuma veya otizmli bir çocuğun duyusal hassasiyetini kavramak için yoğun ses ve ışık altında dikkat toplama çalışmaları.

Slogan: "Eksiklik Değil Çeşitlilik, Acımak Değil Alan Açmak"

Söyleşinin kapanış bölümünde, sosyal farkındalığın nihai amacının özel gereksinimli bireyleri toplumun organik bir parçası ve eşit birer ortağı olarak kabul etmek olduğu vurgulandı. İstihdamda ve sosyal yaşamda hak temelli yaklaşımın şart olduğu belirtilerek şu kurallar kayda geçirildi:

Eksiklik Değil = Çeşitlilik

Acımak Değil = Alan Açmak (Bağımsız yaşamasına fırsat vermek)

Etkinlik, Sanat Cafe’yi dolduran yazarların hep birlikte dile getirdiği ve toplumsal dönüşümün anahtarını sunan şu güçlü mesajla sona erdi:

"Ben'den Biz'e Dönüşüm; Biz olursak farkında oluruz."


Devasa Media

Bu haberi yazan

Devasa Media

Genel Yayın Yönetmeni.

Yorumlar (0)

Yorum Yap

Yorumunuz onay sonrası yayınlanacaktır.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!

İlgili Haberler

avrasyaninsesi.com, deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanmaktadır. Çerez kullanımına ilişkin detaylı bilgiye Çerez Politikası sayfamızdan ulaşabilirsiniz. Devam ederek çerez kullanımını kabul etmiş sayılırsınız.

Detay