Haber Ara

GDPR Uyumluluğu

Web sitemizde en iyi deneyimi yaşamanızı sağlamak için çerezler kullanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz, Gizlilik Politikası, ve KVKK.

Şair Yazar Dr. Tuğba Cansu Ak Yazdı "18 Mart"

Sadece bir tarih değil; bir milletin kaderine kendi elleriyle yön verdiği, imkânsız denileni inançla mümkün kıldığı bir dönüm noktasıdır. Çanakkale Zaferi, toprağın sadece vatan değil; aynı zamanda bir onur, bir hafıza ve bir ruh olduğunu tüm dünyaya ilan etmiştir.


1915’in o sert, soğuk sabahlarında Çanakkale, yalnızca bir cephe değil; insanlığın, fedakârlığın ve direnişin en yalın hâliydi. Karşılarında dönemin en güçlü donanmaları, en donanımlı orduları vardı. Ama onların bilmediği bir şey vardı: Bu milletin kalbi, topundan da tüfeğinden de daha güçlüydü.


Mustafa Kemal Atatürk’ün “Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum.” sözü, savaşın seyrini değiştiren bir emirden çok daha fazlasıydı. Bu söz, bir milletin bağımsızlık uğruna neleri göze alabileceğinin en çarpıcı ifadesiydi. O an, ölüm korkusu yerini vatan sevgisine bırakmış; bireysel hayatlar, kolektif bir direnişin içinde erimişti.


Çanakkale’de sadece askerler değil, bir millet savaştı. Kimi sırtında mermi taşıyan bir anne, kimi yaşı büyütülerek cepheye gönderilen bir çocuk, kimi de geride bekleyen bir eş, bir kardeşti. Her biri, görünmeyen bir cephede aynı mücadelenin parçasıydı. Bu yüzden Çanakkale, yalnızca bir askeri zafer değil; bir halkın topyekûn dirilişidir.


Toprağa düşen her bir can, bu vatanın harcına karıştı. Bugün o topraklarda yürürken hissedilen şey sadece rüzgâr değil; geçmişin fısıltılarıdır. O fısıltılar bize şunu söyler;

“Unutma… Bu topraklar, üzerinde rahatça yürüyebilesin diye can verenlerin emanetidir.”


Ve belki de Çanakkale’nin en büyük öğretisi şudur;

Zafer, yalnızca kazanmak değildir. Bazen vazgeçmemektir, bazen dimdik durmaktır, bazen de her şeyini feda edebilmektir.


18 Mart, bir anma günü olmanın ötesinde bir farkındalık günüdür.

Geçmişi hatırlamak, sadece saygı göstermek için değil; geleceği daha sağlam kurabilmek içindir. Çünkü köklerini unutan bir millet, rüzgârda savrulmaya mahkûmdur.


Bugün bize düşen; o ruhu anlamak, o fedakârlığı hissetmek ve en önemlisi o emanete sahip olmaktır. 


emanete layık olmaktır.

Çanakkale’yi geçilmez kılan sadece silahlar değil; inanç, birlik ve sarsılmaz bir iradeydi.


Ve o irade hâlâ bu toprakların derinliklerinde atıyor…

Sessiz ama güçlü, görünmez ama sarsılmaz bir kalp gibi.

Ruhları şad olsun.


DR TUĞBA CANSU AK

Yorumlar (0)

  1. Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!

Yorum Yap

Yorum yapmak için lütfen giriş yapın veya üye olun.
Reklam